Güzel Sözler
Mobil uygulaması yayında
Ücretsiz

Amin Maalouf Sözleri

Sayfa İçeriği: Amin Maalouf Sözleri, Amin Maalouf Sözleri Tumblr, Amin Maalouf Sözleri 2020, Özlü Amin Maalouf Sözleri, Amin Maalouf Resimli Sözleri, Amin Maalouf Aşk Sözleri, Amin Maalouf Güzel Sözleri

Edebiyat dünyasında önemli ödüllere aday gösterilmiş olan Lübnan asıllı Amin Maalouf Sözlerini sizler ile buluşturduk. Twitter, İnstagram gibi hesaplarınızdan Özlü Amin Maalouf Sözlerini paylaşmayı unutmayın!

Amin Maalouf Sözleri

Editörün Seçimi: Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır. (Amin Maaluf)


...sığınacak bir yer aradı, gözlerini ince bir bulutun hilalin üzerini örttüğü göğe kaldırdı. Bir an sessizlik, bir iç çekiş. Kendini bu temaşaya kaptırıp unutmak her şeyi, yıldızların adlarını saymak teker teker, kalabalıklardan uzakta,güvende olmak!


“Bir okumanın büyüsü, bir de kitaplardan söz etmenin büyüsü vardır”


İnsanın kendi iç hesaplaşmalarıyla tamamen baş başa kalmak istediği anlar vardır ve o noktada en küçük bir dış müdahale bile saldırı gibi algılanır.


Eğer ikiniz de kitap okuyanlar alemine aitseniz paylaşılmış bir cennete el ele girmek üzeresiniz demektir.


Ölüm yaşamımızın iki ucundan tutmakta:
Yaşlılık ölüme,çocukluktan daha yakın değildir...


Yetişme çağında ve daha sonraları bir bakış ile, bir gülümseme ile karşılaştığım çok oldu. Geceleri, bu bakış bedenlenip bir kadına, karanlıkta bir pırıltıya dönüşüyordu. Şimdi ise, bu karanlığın içinde, gerçek olmayan bir köşkte, gerçek olmayan bir kentte, sen, güzel kadın, üstelik şair kadın, kendini sunuyorsun.


Eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sona ermediğini düşün.. Sona eren şey yalnızca hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır.. O zaman bir gemiye bin, seni bekleyen bir kent vardır..


Dünyaya uyanık gözle bakan kişi, yaşamın çürüyüp giden bir tohum olduğunu, gözler kuşkusuz... Yalnızca özgür bir ruh, üstünde mutsuzluktan başka bir şey bitmeyen çayırlardan vazgeçip, sonsuzluğun kokusunu içine doldurmayı bilir.


Geçici bir mutluluk mu? Hepsi öyledir; bir hafta ya da otuz yıl da sürse, son gün geldiğinde aynı gözyaşı dökülür.


Öfkeliydim, kendime karşı öfkeli. Hep böyle olurum. Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar. / Amin Maalouf


Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır.


Atlantik'in dibinde bir kitap var. Anlatacağım işte onun öyküsü.


Kim bilir, belkide yollarımız yeniden kesişir!


“Ama o benim babam.” diyormuş üniversite yurdundaki arkadaşına.
“Bir yabancı değil, babam, hücrelerimin yarısı, kanımın yarısı, saçımın rengi, çene yapım ondan geliyor. Babam.” Bu kelimenin tadını seviyordu.


Hayat seni istediği kadar ürkütsün, canını yaksın, en yakınların çirkin maskeler taksınlar... Hayat bu, de kendi kendine, ikinci kez çağrılmayacağım bir oyun, bir zevkler ve acılar oyunu, bir inançlar ve aldatmalar oyunu, bir maskeler oyunu, bir aktör ve bir gözlemci olarak sonuna kadar oyna, gözlemcilik daha iyidir, ne zaman istersen bırakabilirsin.


“Denize düşüp kaybolan su damlası, toprağa karışan toz zerresi. Nedir bu dünyaya gelip gidişimizin manası? Fena bir böcek işte, bugün var yarın yok”


“İnandığım insanlar yüzünden, beklediğim yarınlar dünde kaldı”


“Sorunlar bizi sarsar, hırpalar, elimizi kolumuzu bağlar, bizi biz olandan başka bir şey yapar”


Onurlu bir adam, susuzluğunu giderdiği kuyuya taş atmaz!


Tanrı uzakta değil, oğlum. Bu insanların seni kendi kinleri doğrultusunda gütmelerine izin verme, kendi kendine kaldığında ve Tanrı huzurunda yüzünü kızartmayacak şekilde davran...


"Herkes ötekilerin duasını sustursun diye kendi tanrısına yakarıyordu."


Şayet yazılmamışsa, hiçbir yaprak ağacından kopmaz.


Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa, hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatma oyunu, maskeler oyunu... Onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak ister izleyici olarak...


"Gözyaşlarıyla ödenmiş bedel, tuzlu suyla geri verilmez."


Denize düşüp kaybolan su damlası, toprağa karışan toz zerresi. Nedir bu dünyaya gelip gidişimizin manası? Fena bir böcek işte, bugün var yarın yok.


Beni dünyaya getirenin günahını çekiyorum, ben bu acıyı kimseye çektirmeyeceğim.


Onurlu bir adam, susuzluğunu giderdiği kuyuya taş atmaz.


‘Yirmi yılda kırk sağlam kitap okursan, ama adam gibi okursan, dünyaya korkmadan bakabilirsin ”


Zamanın iki yüzü var. İki boyutu…
Uzunluğunu güneşin seyri belirliyor.
Derinliğini ise tutkular…


Suçun cezasız kalmasına katlanamam, bana yararı dokunsa bile.


Hayat bir borçlar, kapatılacak hesaplar silsilesidir. İster ayak oyunlarıyla kapat borcunu, ister namusunla, ama bunu yapmak zorundasın.


Adım yüzümden yolumu, yolum yüzünden adımı değiştirecek değilim. Amin Maalouf – Semerkant


Allahım, elimden geldiğince Seni algılamaya çalıştığımı biliyorsun. Sana doğru izlediğim tek yol Senin hakkındaki bilgim oldu. Bu yüzden bağışla beni! Amin Maalouf – Semerkant


Beklediğim yarınlar dünde kaldı.


Ben hiçbir ülkeden, hiçbir şehirden, hiçbir kabileden değilim. Ben yolun oğluyum. Bütün diller ve bütün dualar benimdir. Ama ben onların değilim.


Bir gerçekliğin belirsiz, kavranamaz ve istikrarsız olması onun var olmadığı anlamına gelmez. Aşk’da buna dahildir.


Gençlik arkadaşı, kardeş yarısıdır. Onu kardeşliğe aldığın için pişman olabilirsin, ama reddedemezsin.


Hayat yolunda ilerlerken, sadece ihanet ile sadakat arasında tercih yapmak zorunda kalınsaydı işler kolaylaşırdı. Ama insan çoğunlukla iki bağdaşmaz sadakat, veya -bu da aynı kapıya çıkar- iki ihanet arasında tercih yapmaya zorlanır.


Geçici bir mutluluk mu? hepsi öyledir; bir hafta ya da otuz yıl da sürse, son gün geldiğinde aynı gözyaşı dökülür.


Hayat, kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali.


Öyle bir an gelir ki tüm kararlar kötüdür; sorun, sonradan en az pişman olacağın kararı bulup seçmektir.


Berlin Duvarı ile birlikte düşen yönetim şeklinin, tarihin bize verdiği bir ders olarak unutmamamız gerekiyor. Bu yönetim şekli çözüm değil, çözüm yine kapitalizm ancak kapitalizmin herhangi şekli değil. Ben size ekonomiyi büyük bir kumarhane olarak gören ve milyonlarca milyarlarca insanın geleceğiyle oynayan bir kapitalizmden bahsetmiyorum. İhtiyacımız olan insanlığın, saygının ve değerlerin de içinde bulunduğu, var olduğu bir yaşam tarzı.


Geçmişte bir köylüye sormuşlar, oğullarından hangisini daha çok seversin diye. Köylü cevap vermiş: iyileşene kadar en çok hasta olanını, eve dönene kadar da yokluğunu hissettiğim oğlumu severim. Ben de çok kimlikli olduğum için aynı şeyi söylüyorum. Lübnan’da sorun yaşandığı zaman Lübnanlı olduğumu hatırlıyorum ve acı çekiyorum. Avrupa’ya karşı da aynı şekilde hissediyorum.


Kalk haydi, ebediyen uyuyacağız zaten. Bu söz her aklıma geldiğinde 7 saatten fazla uyuduğum vakitler ziyandaymış gibi hissederim lakin uyku muhteşemdir. / Amin Maalouf


Bir insanın hayatının doğumu ile başladığından emin misiniz? / Amin Maalouf


Dünyaya bu çağda gelmiş olmak, teselli kabul etmeyen bir acı benim için. Ne kadar geç tanrım! Nasıl da solup buruşmuş dünya! / Amin Maalouf


Korkaklık hiç kuşkusuz hor görülesi bir şey ama gene de yaşamın düzenine dahil. Tıpkı boyun eğmek gibi, o da hayatta kalmanın bir aracı.


İnsan özlemini çektiği sevinçlere ulaşamadığı zaman sıkılır.


Senin iki yüzün olmalı, birini halka diğerini de kendine ve Tanrı'ya göstermelisin. Gözlerine, kulaklarına, diline sahip olmak istiyorsan, gözlerin, kulakların, dilin olduğunu unut.


Geçmiş devirlerin hekimleri tüm hastalıkları yıldızların durumuna bağlarlardı. Sadece kanser* her dilde astrolojik adını korudu. Korku hiç el değilmemiş bir halde varlığını sürdürdü.


Uykusuz geçen gecelerin düşünceleri inatçı olur.


İstediğin kadar şatafata gömül, insanlık halinin sefaletinden kurtulamazsın.


Ölümle ittifak yapan hiçbir dava haklı olamaz.


“İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur; asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır”


“Bütün mutluluklar geçicidir; ister bir hafta sürsün, ister otuz yıl, son gün geldiğinde aynı gözyaşları dökülür ve bir gün daha sürsün diye cehennem ateşlerine razı olunur”


“Ölmek, öldürmekten daha önemlidir. Kendimizi savunmak için öldürüyor, ama insanları ikna etmek, kazanmak için ölüyoruz. İnsan kazanmak bir amaç kendini savunmak ise sadece bir araçtır”


“Eğer insanların her zaman akıllarıyla hareket ettiklerini varsayarsak, dünyanın gidişatından hiçbir şey anlayamayız. Akılsızlık tarihin en güçlü ilkesidir”


"Karanlık dönemlerden geçmenin yolunun sahte aydınlıkların peşinden koşmak olduğu söylenmez mi ? Tıpkı dağda,ilkbaharda,insan bir akarsuyun ortasında kaldığında,kıyıya ancak bir kaygan taştan diğerine basa basa geçmesi gibi."


''Istıraptan belin büküldüğünde,dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde ,yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün,düşün bir çocuğun uykudan uyanışını ''


Sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Her şey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor.


Öfkeliydim, kendime karşı öfkeli. Hep böyle olurum. Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar, sonra birden baraj yıkılır ve ne varsa; neyi tutmuşsam her şeyi koyuveririrm, bitmez tükenmez bir gevezelik başlar ve daha susmadan pişman olurum.


Yüce gönülülük yüce gönüllülügü,umursamazlık umursamazlığı ve aşğılama da aşağılamayı doğurur.Özgür varlıkların anayasası böyledir ve ben de başka bir anayasa tanımıyorum.


Uzaktan göğün ışığıdır güneş, ama yaklaşınca bir cehennem ateşi!


İnsan şarap içmek isteyince; sakisini ve keyif arkadaşını dikkatli seçer…


Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. Kadın şöyle yanıt vermiş: Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar.


Öyle yalanlar var ki onlardan ağızdan çok kulaklar sorumludur.


Kitapların büyüsünden sık sık söz edilir. Ama bu büyünün çift yönlü olduğu pek söylenmez. Bir okumanın büyüsü bir de kitaplardan bahsetmenin büyüsü vardır.


Karpuza bakın, rengi gözlerinizi, hafif kokusu burnunuzu mest eder, elinizle sıkı, kaygan kabuğunu okşarsınız, yanında hiçbir şey içmesiniz çünkü suyu içindedir, tabakta lazım olmaz, kendi kabında büyür ve sunar kendini. Dışından göbeğe doğru gittikçe, her lokmada Işık Bahçeleri'ne bir adım daha yaklaşırsınız.


Başkalarına kılavuzluk etmeye soyunan biri, iktidardan, zenginlikten vazgeçmek zorundadır. Bir hırkadan gayrı hiçbir şeyi olmamalı, hatta yarın ne yiyeceğini bile bilmemelidir. Bilgerle inanç satan sahte sofuların arasındaki fark budur.


Bir gerçekliğin belirsiz, kavranamaz ve istikrarsız olması onun var olmadığı anlamına gelmez. Aşk da buna dahildir.


Hayat, kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali.


Aşk dediğiniz,”dostluk”, “arzu”, “tutku” veya Tanrı bilir başka hangi ismi taşıyan beyaz veya siyah ya da altın sarısı veya pembemsi kablolardan ayırmak gereken kırmızı bir kablo değildir.


Zamanın iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, derinliği tutkulara bağlı.


Gençliğine üzülmek bir işe yaramaz, ne de yaşlılığı kötülemek, ne de ölümden korkmak. Yaşamın senin, içinde yaşatmakta olduğun gündür. Yalnızca o. Avut kendini öyleyse, mutlu ol. Ve hazır ol çekip gitmeye.


Toplum yasaları yerçekimi yasalarına benzemez, insan genellikle aşağı değil yukarı doğru düşer. Arkadaşımızın siyasi tırmanışı da işlediği ağır hatanın doğrudan sonucuydu. O zamandan beri, olayların zorlamasıyla daha bir çok hata yaptı. İlkeler insanın palamarları, bağlarıdır; onları kopardığında serbest kalırsın, ama içi helyum gazıyla doldurulmuş ve yükseldikçe yükselen kocaman bir balona benzersin. Balon gökyüzüne yükseliyormuş izlenimi verse de aslında hiçliğe doğru yükselmektedir.


Zamanın iki yüzü var, diye düşünmekten kendini alamadı. Zamanın iki yüzü, iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, genişliği tutkulara uyarlanmış.


Dünün dünyasının silinip gitmesi eşyanın tabiatına uygundur. Ona karşı bir hasret duyulması da eşyanın tabiatına uygundur. İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur, asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır.


Savaşlar en kötü içgüdülerimizi ortaya çıkarmakla kalmazlar; aynı zamanda onları üretirler, şekillendirirler. Toplumları içinden patlamasa dünyanın en iyi insanları olacak nice kişi kaçakçıya, yağmacıya, fidyeciye, katile, katliamcıya dönüşür. / Amin Maalouf


Gerçek, ona layık olana söylenir. / Amin Maalouf


Evlilik belalı bir kurumdur. Düğünden önce her adam dikkatlidir, naziktir; göz koydukları genç kıza "kendi" karıları oluncaya kadar prenses gibi davranırlar; sonra hızla birer zorbaya dönüşürler, ona hizmetçi gibi davranırlar, tepeden tırnağa değişirler ve toplum da bu konuda onları yüreklendirir. Düğünden öncesi oyun mevsimidir; sonra ciddi, karanlık ve üzücü şeyler başlar. Kadınlar tarafında da manzara daha parlak değildir. Kapılanacak bir yer aradıkları sürece şeker gibidirler. Tatlı, uzlaşmacı, birlikte yaşamaktan zevk alınacak insanlar olurlar. Damat adayı evlenme kararını verinceye kadar, onu rahatlatmak için gereken her şey yapılır. Kadınlar o ana dek gizlemeye çalıştıkları gerçek tabiatlarını ancak düğünden sonra açığa çıkarırlar. / Amin Maalouf


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz