Adam Smith Sözleri - En Güzel Adam Smith Sözleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


Adam Smith Sözleri

Adam Smith Sözleri

Birleşik Krallık asıllı olan döneminini önemli filozoflarından bir tanesi olan Adam Smith Sözlerini sitemizde bir araya getirdik.

Sayfa İçeriği: Adam Smith Sözleri, Adam Smith Sözleri İngilizce, En Güzel Adam Smith Sözleri, Adam Smith Sözleri 2020, Adam Smith Ünlü Sözleri, Adam Smith Özlü Sözleri, Adam Smith Sözleri Facebook

İskoç filozof olan, 1700'lü dönemlerin önemli isimlerinden bir tanesi olan Adam Smith Sözlerini derledik. Twitter, İnstagram, Facebook gibi hesaplarınızdan En Güzel Adam Smith Sözlerini paylaşmayı unutmayın!

Adam Smith Sözleri

Editörün Seçimi: Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler. (Adam Smith)


Fakirlerin asıl trajedisi beklentilerinin fakirliğidir.


Bütün üretimin tek amacı tüketimdir ve üreticinin çıkarları ancak tüketicinin çıkarları gerektirdiği ölçüde korunmalıdır.


İnsanlara adaleti sevdirmek istiyorsanız, onlara adaletsizliğin sonuçlarını iyi göstermeniz gerekir. / Adam Smith


Piyasayı görünmez bir el ilişkilendirir.


Para malın arkasından koşar.


Çoğu zenginlerin, zenginlikten aldıkları başlıca zevk, servetin önlerinde geçit resmi yapmasından oluşur.


Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.


"Ustalar (patronlar), sayıca az olduklarından, aralarında çok daha kolay birleşebilirler. Sonra kanun, onların bu birleşmelerini yasak etmez. Oysa işçilerinkini yasak eder."


Akşam yemeğimizi soframızda bulmamızın sebebi kasabın,biracının veya fırıncının cömertliğinden değil, onların kendi çıkarlarına olan düşkünlüğündendir.


Bütün milletlerin ve zamanların tecrübesine dayanarak, bana göre özgür insanlar tarafından yapılan iş, sonuçta kölelerce yapılan işten daha ucuza gelmektedir. Kölelik sadece tarımsal sistemin müsrifçe toprağı kullanması açısından değil, aynı zamanda kölelerin muhafazasının özgür işçilerden daha pahalıya gelmesi dolayısıyla mantıksızdır ve ekonomik değildir.


Milletlerin zenginliği, devletlerin ekonomiye müdahale etmeyip, arz ve talep yasalarına göre işlemesine izin verdiği bir durumda ortaya çıkar.


Bütün adaletsizliğin ve yağmanın kaynağıdır para.


Her birey kendi karını arttırmaya çalışırken amacı hiç de bu olmadığı halde bütün toplumun zenginliğinin artmasına hizmet eder. Bunu yaptıran piyasanın gizli elidir.


Tüm insanlar gibi toprak sahipleri de ekmeden biçmeyi severler ve toprağın doğal ürünleri için bile rant isterler.


Üyelerinin büyük bir bölümü yoksul ve perişan durumda olan hiçbir toplum elbette, gelişkin ve mutlu olamaz.


Her ne kadar insanın bencil olduğu varsayılıyorsa da, insanın görmekten memnun olmak dışında bir kazancının olmadığı, onu başkalarının durumuna ilgili yapan ve başkalarının mutluluğunun kendisi için gerekli kılan kimi ilkeler vardır.


Başka insanların bizim ruhumuzdakilerle özdeş duygular içinde olduklarını görmek kadar hoşumuza giden bir şey yoktur. / Adam Smith


İnsanlık temelde büyüklüğü değil, sevgiyi arar. / Adam Smith


Bütün üretimin tek amacı tüketimdir ve üreticinin çıkarları ancak tüketicinin çıkarları gerektirdiği ölçüde korunmalıdır.


"Kralların ve bakanların; özel kişilerin ekonomisini gözetmeye kalkışmaları, ihtişam kanunlarıyla yahut yabancı süs ve gösteriş maddelerinin ithalini yasak ederek, bunların masrafını sınırlandırmaları, münasebetsizliğin ve haddini bilmezliğin son kertesidir. Onlar kendileri, hep istisnasız en büyük savurganlardır... Kendi israfları, devleti batırmazsa, uyruklarınınki hiç batırmaz."


" Kamu yararına ticaret ediyormuş gibi görünenlerden pek hayır gördüğüm olmadı."


Emekleme aşamasındaki bir toplumda tek kişinin yaptığı işi, ilerlemiş bir toplumda genellikle birkaç adam yapmaya başlar. İlerlemiş her toplumda çiftçi genellikle sadece çiftçidir; imalatçı da sadece imalatçıdır.


Her şeyin gerçek fiyatı, yani elde etmek isteyen kimse için gerçekten pahası, o şeyi edinmenin eziyeti ve zahmetidir.


" Kamu yararına ticaret ediyormuş gibi görünenlerden pek hayır gördüğüm olmadı."


"Kralların ve bakanların; özel kişilerin ekonomisini gözetmeye kalkışmaları, ihtişam kanunlarıyla yahut yabancı süs ve gösteriş maddelerinin ithalini yasak ederek, bunların masrafını sınırlandırmaları, münasebetsizliğin ve haddini bilmezliğin son kertesidir. Onlar kendileri, hep istisnasız en büyük savurganlardır... Kendi israfları, devleti batırmazsa, uyruklarınınki hiç batırmaz."


Bilim, batıl inancın zehridir...


Dürüstlük en iyi politikadır.


Ozgurlesmis insanlik , kendi doruklarina cikacaktir.


"Ustalar (patronlar), hep mantığın ve insanlığın emirlerini dinleyecek olsalar, işçilerinin çoğunda emek sarfını kamçılamak değil, çoğu kez hafifletmek ihtiyacını duyarlar."


Yükselen kapitalist girişimcilerin, girişim özgürlükleri önündeki feodal kısıtlamalara, eski düşünce ve alışkanlıklara karşı yürüttükleri mücadeleye entelektüel bir gerekçe sağlamış, kazanç hırsına ve açgözlü tutkulara bir saygınlık ve kutsallık kazandırarak bu sınıfın iktisadi çıkarlarını rasyonelleştirmiştir.


Tüccarlarımız ve manüfaktürcü patronlarımız, yüksek ücretlerin fiyatları artırdığı için olumsuz sonuçlara yol açtığından ve dolayısıyla ülke içinde ve dışında malların satışının azalttığından fazlasıyla yakınırlar. Yüksek kârların olumsuz sonuçlarından ise söz etmezler. Kendi kazançlarının zararlı etkileri konusunda sessiz kalırlar. Yalnızca diğer insanların kazançlarının zararlı etkilerinden yakınırlar.


Avrupalı bir prensin yaşantısı ile çalışkan ve tutumlu bir köylünün yaşantısı arasındaki fark, bu köylü ile on bin çıplak vahşinin yaşamları ve özgürlükleri üzerinde mutlak efendi olan çok sayıda Afrikalı kralın yaşantısı arasındaki fark kadar büyük olmasa gerektir.


Zanaatların daha iyi yönetimi açısından, loncaların gerekli olduğu iddiasının hiçbir temeli yoktur. Bir zanaatçının üzerinde gerçek ve etkili olan disiplin, loncanın değil, müşterinin tavrından kaynaklanır. İşçinin hile yapmasını engelleyen, ihmalkarlığını gideren şey, elindeki işi yitirme korkusudur. Tekelci bir lonca bu müşteri baskısını kaçınılmaz bir şekilde zayıflatmaktadır. Çünkü bu durumda iyi de çalışsalar kötü de çalışsalar belli bir grup zanaatçıya iş vermek gerekmektedir.


Akşam yemeğimizi soframızda bulmamızın sebebi kasabın,biracının veya fırıncının cömertliğinden değil, onların kendi çıkarlarına olan düşkünlüğündendir.


Fakirlerin asıl trajedisi beklentilerinin fakirliğidir.


İnsanın ise hemen bir düzine soydaşının yardımına ihtiyacı vardır. Bu yardımı yalnızca onların iyilikseverliğinden beklerse eli böğründe kalır. Onların bencilliğini kendi lehinde ilgilendirip dilediğini yapmalarının menfaatleri gereği olduğunu onlara gösterebilirse, insanoğullarını razı etmesi olanağı yüksektir.


Devlet mülkiyetin güvenliğini korumak üzre kurulduğu sürece, gerçekte zenginleri yoksullara ya da mülk sahibi olanları mülk sahibi olmayanlara karşı savunmak üzre kurulmuş demektir.


Avrupa devletinin yapamayacağı bir gaddarlıktır.
Cesur bir adam darağacına götürüldüğünde rezil rüsva olmaz, aksine teşhir edildiğinde rezil olur.


Başkaları için bu kadar çok, kendimiz içinse bu kadar az şey hissetmek ve bencilliğimizi baskılamak insan doğasının kusursuz tarafıdır...


Erdemler zaaflardan daha tehlikelidir çünkü vicdan erdemleri sınırlandırmaz.


Fakirlerin asıl trajedisi beklentilerinin fakirliğidir.


Kasap ya da fırıncının bizi beslemeleri hayırseverliklerinden değil kendi çıkarlarını düşünmelerindendir.


Sermaye ile gelir arasındaki orantı, çalışma ile aylaklık arasındaki orantıyı düzenler. Her nerede sermaye ağır basarsa orada çalışma; her nerede gelir ağır basarsa orada aylaklık hüküm sürer.


Bundan dolayı, her türlü efendi, hizmetçileriyle daha elverişli pazarlığı, ucuz yıllardan ziyade pahalı yıllarda yapar; onları ucuzluk yıllarında değil, pahalılık yıllarında daha alçak gönüllü, daha muhtaç bulurlar.

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!